5 Aralık 2015 Cumartesi

Büyük Umutlar : Kitap Yorumu

Büyük Umutlar Charles Dickens'ın ölümsüz eserlerinden biri. Kitabı antik batı klasiklerinden okudum, daha pahalı olan bir çevirisi de vardı. Belki elimdekinden daha iyi çevrilmiş olabilir ama ben arda kalan o parayla başka bir kitap almayı tercih ettim. Öncelikle kitabın konusundan bahsedeyim. Kitap Pip adında bir çocuğun hayatını çocukluğundan itibaren Pip'in dilinden anlatıyor. Kahraman bakış açılı kitapları ne yalan söyleyeyim pek sevmezdim, basit bulurdum. Ama Charles Dickens bu durumun hakkından gelmiş.





Pip fakir bir ailede abla dediği bir kadın ve onun eşi demirci Joe ile birlikte yaşamaktadır. Joe aynı zamanda en yakın arkadaşıdır. Pip'in ailesi o çok küçükken ölmüştür. Abla olarak hitap ettiği Bayan Gargery onu evlat edinmiştir ve küçük bir köyde yaşamaktadırlar. Pip bir gün anne babasının mezarı çevresinde dolaşırken bir adam ondan yemek ister. Adamdan çok korkan Pip yemeği getireceğine dair söz verir. Adama götüreceği yemek kahramanımızın hayatını tam anlamıyla değiştirecektir. Daha sonra Pip o adamın hapisten kaçan bir mahkum olduğunu öğrenecektir. Bu sıralarda Bayan Havisham adındaki yaşlı ve zengin bir kadın oynamak için bir çocuk aramaktadır. Ablası da Pip'i yaşlı kadının evine gönderir. Bayan Havisham karanlık  bir evde yaşamaktadır. Evleneceği gün aslında kandırıldığını öğrenmiştir ve o günden itibaren kendini karanlığa mahkum etmiştir. Evdeki saatler dahi o saati göstermektedir. Evde ayrıca evlatlık edindiği Estella adında genç, güzel ve kibirli bir kız vardır. Pip eve gittiğinde Estella'ya hayran olur fakat Estella onunla dalga geçer. Sürekli fakir ve köylü olduğunu hissettirir. Haftada belirli zamanlar Bayan Havisham'ın evine giden Pip, artık çok sevdiği Joe'dan bile cahil ve görgüsüz olduğu nedeniyle utanmaktadır. Kendini kötü hisseden ve beyefendi olmak isteyen Pip'in yüzüne şans bir gün güler. Bir avukat kapılarını çalar, zengin birinin Pip'i beyefendi yapmak isteyeceğini söyler. Tek şartı ise Pip'in bu kişinin kim olduğunu sormayacağıdır, o kişi isterse daha sonra Pip'in karşısına çıkacaktır. Zaten durumundan yeterince rahatsız olan Pip bu teklifi kabul eder belki bu sayede Estella'yı etkileyebileceğini düşünür. Genel olarak kitabın konusu bu olaylar üzerine gelişiyor ve beklenmedik (bana göre) sonuçlar doğuruyor. 

Ayrıca çok sevdiğim karakterlerden biri olan Biddy'den de kısaca bahsetmek istiyorum. Biddy de Pip'den hoşlanan bir kız. Pip'in iyi bir arkadaşı. Estella'nın tam tersi karakterde bir insan. İçten içe kitabı okurken Pip'in hep onu sevmesini istedim. Kitapta en sevdiğim karakter ise Joe. Joe'nun iyiliğin timsali olduğunu düşünüyorum. Gerek dış görünüşüyle ( sarı lüle saçlı :) ) gerekse kişiliyle. Aslına bakarsak silik bir karakter gibi gelebilir ama kesinlikle öyle değil. İnsanları alttan alan, insanlara değer veren, içinde hiç kötülük olmayan, mütevazi ve saf bir karakter. O kadar iyi kalpli ki gerek Pip'e gerek ablasına karşı. Pip beyefendi olduktan sonra bile onunla vakit geçirmek istese de Pip'in istemediğini anladığı için uzak duruyor. Mutluluğu sonuna kadar hak eden bir karakter Joe.

Pip karakterinden bahsedeyim biraz da. Pip Estella sayesinde kendini kötü hisseden aslında çok güzel bir hayatı beyefendi olmak uğruna terk eden karakterimiz. Neden çok güzel bir hayat diyorum kitabı okudukça fark ediyorsunuz aslında. Onu çok seven bir Joe var, bir baba gibi sevmese de bir abi gibi. Pip ondan utandığı halde hasta olduğunda koşup gelen biri Joe. Ne kadar kötü de davransa içten içe onun iyiliğini isteyen bir abla var. Onu seven, mutluluğu için uğraşan bir Biddy var. Ama daha fazlasını isteyen bir Pip var, bir İngiliz beyefendisi olmak. Eğer beyefendi olursa Estella'nın kalbini elde edebileceğini düşünen bir Pip.

Kimlere tavsiye ederim?
+ Klasik okumak istiyorum ama okurken çok sıkılıyorum diyenlere tavsiye ederim. Büyük Umutlar'daki olay örgüsü oldukça akıcı ve merak uyandırıyor. Sıkılmanıza fırsat vermeyecek. Kitabın dili sade herkes okuyabilir bence. 

Alıntılar:

''...Belki de bu elimden kayıp giden suya bakınca aklıma gelmiştir bu ama nasıl bu nehrin dibini göremiyorsak birkaç saat sonra neler olacağını da göremeyiz. Ben nasıl şu suyun akıp gitmesine müdahale edemediysem saatler sonra olacaklara da müdahale edemeyiz.''

''Sevgili dostum, ben gidiyorum. Ya sen ne yapacaksın? Gelecek için planların var mı?
''Hayır, artık geleceği düşünmekten korkuyorum ben.''

'' Yürürken epey  konuştuk ve Biddy'nin söyledikleri çok doğru geldi bana. Biddy hiçbir zaman aşağılayıcı ya da kaprisli olmadı. Bir gün öyle, bir gün böyle olan biri de değildi. Bana acı verdiğinde hissettiği tek şey acı olurdu; sevinç değil. Bana bir şey olmasındansa o kendini feda edebilirdi. Tüm bunlara rağmen, ben ikisini kıyasladığımda neden Biddy'i daha çok sevmiyordum? ''

'' Gözyaşlarımızdan utanmamalıyız. Onlar katı kalplerimizi yumuşatan, topraktaki tozun üzerine yağan yağmura benzerler. Ağladıktan sonra kendimi daha iyi hissettim; daha üzgün, nankörlüğümün daha çok farkında, daha hassas. Daha önce ağlamış olsaydım, yanımda o an Joe da olurdu.''

Okumayı düşünenler veya okuyanların yorumlarını beklerim :)
*Yazıyı taslak olarak kaydedeli uzun zaman olmuştu, fotoğraf ekleyeceğim diye taslaklarda kalakalmış, aslında yazalı çok oldu *

Puanım:





























1 yorum :

  1. Uzun zaman önce okuduğum kitaplardandı. Klasikleri ayırt etmeksizin severim ben zaten :) Bu da çok sevdiğim kitaplardandır. Kalemine sağlık.

    YanıtlaSil

Link içeren yorumlar onaylanmayacaktır.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...