31 Mayıs 2016 Salı

Oğullar ve Rencide Ruhlar | Kitap Yorumu

''Söyle bakalım küçük, ne yapmayı düşünüyorsun büyüyünce?''
''Cehennemde çiçeklendirme yapmayı düşünüyorum.''
Alper Kamu
Zeki, küfürbaz, büyümüşte küçülmüş, Oğuz Atay, Kafka, Baudelaire ve nicelerini okuyan,klasik müzik seven, yalan söylemeyi hobi haline getirmiş 5 yaşında bir çocuk.
Kitap, kahramanımızın anaokulundan kurtulmasıyla başlıyor. Böylece gününü istediği gibi geçirebilme imkanı bulan Alper artık Sherlock'culuk oynamaya başlıyor. Sherlock'a kafa tutabilir mi, bilmem :)

10 Mayıs 2016 Salı

Eleanor & Park | Kitap Yorumu

Aslında bu kitaba yorum yapıp yapmama konusunda kararsız kalmıştım. Sanırım çok içime sinmeyen kitaplara yorum yazasım gelmiyor. Yine de çıktım bir yola, hadi başlıyoruz :)

Öncelikle gençlerin elinde sık gördüğüm bir kitap Eleanor ve Park. Genç yetişkin türünde. Bu türde çok kitap okumadım. Bu kitabın diğer genç yetişkin kitapları arasında nasıl bir konuma sahip olduğunu bilmiyorum. Bu yüzden yorumum tamamen ''kitabın'' yorumu olacak, diğer kitaplarla bir karşılaştırma olmayacak. 

7 Mayıs 2016 Cumartesi

Benjamin Button'ın Tuhaf Hikayesi | Kitap Yorumu

Benjamin Button'ın Tuhaf Hikayesi aslında filmiyle ünlenmiş bir kitap. Ben filmi izlemediğim halde konusunu biliyordum ve çevremdekilerden dahi kitabı mı varmış şeklinde bir tepki aldım.
Gün içerisinde okuduğum bir kitap yaklaşık 80 sayfa.


Konusundan bahsedecek olursam:
Button ailesi bebek beklemektedir. Fakat bebekleri yaşlı olarak doğar. Bu durum onları oldukça şaşırtır. Oğulları Benjamin'e ısrarla bebek kıyafeti giydirmeye, süt içirmeye ve onu oyuncaklarla oynatmaya çalışırlar. Çevredeki insanlardan da böyle bir bebekleri olduğu için tepki alırlar. Benjamin gün geçtikçe küçülür. 50'li yaşlara geldiğinde aşık olur, daha da gençleştiğinde savaşa gider. Çocuğu olur. Eşi gittikçe yaşlanırken Benjamin daha da gençleşir. Bir gün çocuğu tarafından bakılan bir bebek olur. 

Yorumum:
 Konusu itibariyle ilgi çekici bir kitap. Blogumun uzun süreli takipçisi olanlar farklı konulara sahip kitapları daha bir sevdiğimi, tabiri caizse bağrıma bastığımı bilirler. Benjamin'in dışlanması vurgulayıcı bir şekilde anlatılmış. Kitapta dikkatimi çeken birkaç kısım oldu. Birincisi Benjamin eşiyle evlendiğinde kendisi 50'li yaşlarda eşiyse oldukça güzel, alımlı ve genç bir kadındı. Benjamin'i tercih etme nedeni olgun erkeklerden hoşlanmasıydı. Fakat Benjamin gençleştikçe eşi de aynı oranda yaşlandı. Ve Benjamin eşini beğenmemeye başladı. Bu aslında bana tüketici bir toplumu hatırlatıyor. Sonuçta sevgi de tüketilebilen bir şey ve zaten birini dış görünüşü için seven biri yaşladığında onu beğenmeyecektir. İkincisi Benjamin'e oğlu tarafından söylenenler. Oğlu Benjamin'e bunu artık bırakması gerektiğini, bu durumu abarttığını söylüyor. Halbuki biz Benjamin'in kendi isteği ile gençleşmediğini, doğuştan bu şekilde olduğunu biliyoruz. Burada aslında Benjamin'in kendi değiştirme imkanı olmayan bir özelliği açısından yargılandığını görüyoruz. 

Kitabın eksik bulduğum bir kaç yanı var. Birincisi anlatım güçlü değil. Bilmiyorum belki de çeviri çok kötüydü. Cümlelerin altı doldurulsaydı ve detaylı bir anlatım olsaydı benim daha çok hoşuma giderdi. Keşke hikaye değil de roman olsaydı diye düşündüm okurken. Beni çok alakadar etmese de birçok okuyucunun Benjamin'in nasıl o şekilde doğduğunun açıklanmadığından (ya da bir hikaye uydurulmadığı diyelim) ve yazarın sanki farklı bir şey olsun diye abarttığından yakındığını gördüm. Ben abartıldığını düşünmüyorum. Okumak isteyenlere tavsiye ederim . Hoşça kalın : )

Puanım:

5 Mayıs 2016 Perşembe

Kitap Hırsızı Nerelerde ?

Tüm okuyuculara selam olsun. Bu yazıyı bir aylık süreçte neden ortalıklarda olmadığıma dair içimi dökmek için yazıyorum. Bu sene benim için birazcık yoğun geçiyor. Bu sene Kitap Hırsızı mezun oluyor (zıplayan hoplayan mutlu smiley). Ama mezun olmakla işler bitmiyor. Pazar günü Ales denen tuhaf sınava girecek. Ona bolca şans dileyin, dua edin. Artık inanışınıza göre bir şeyler yapın sevgili okuyucular. Sınava tuhaf demesinin nedenleri çokça şu an yazsa destan olur, o yüzden yazmayacak. Ales'ten sonra da artık alan eğitimi araştırma projesini bitirmesi gereken Kitap Hırsızı bir yandan mezuniyet işleriyle uğraşacak. Bir yandan da mülakatlara çalışıp yüksek lisans programlarına başvuracak. Yani yaklaşık Temmuz'a kadar gün yüzü göremeyecek olan Hırsız'ın o tarihten sonra gün yüzü görüp göremeyeceği henüz bilinmiyor. Ama şöyle diyeyim çoğu gitti azı kaldı. En azından bu aşamadan sonra kitap okuyabilecek kadar vakti olacak. 
Yakın zamanda tekrar görüşeceğiz, sağlıcakla kalın !
fotoğrafın sahibi: pasaklikontesingunlugu
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...