29 Nisan 2017 Cumartesi

Genius : 1.Sezon 1.Bölüm Dizi İnceleme

Genius National Geographic kanalının yeni dizisi. Her sezonda bir bilim insanının hayatını anlatmayı amaçlayan dizi, ilk sezonda Einstein'ın hayatını konu alıyor. 


Genius biraz belgesel, biraz biyografi tarzında ilerleyen bir dizi. Einstein: Yaşamı ve Evreni adlı kitaptan uyarlanan dizide aynı bölüm içerisinde Einstein'ın gençlik ve yaşlılık dönemlerine tanık oluyoruz. Bu da daha çok Einstein'ın düşünme süreçleri ile gerçekleşiyor. Einstein'ın hayatının 10 bölüm sürmesi bekleniyor.

Birinci bölüm daha çok tanışma bölümü gibi. Einstein'ın babasıyla çalkantılı ilişkisini izliyoruz. Bunun yanı sıra Almanya'daki kargaşa da göze çarpıyor. Adolf Hitler'in yükselmesinin imkansız görülmesine rağmen yavaş yavaş Nazi tohumlarının atıldığı bir dönem olduğunu görüyoruz. Hatta Einstein ve Fritz arasında bununla ilgili bir sohbet geçiyor. Fritz Hitler'in ağız kalabalığı yapan, 60 milyonluk bir ülkede bir avuç destekçisi olan biri olduğunu düşünüyor. Fakat bölümün sonuna doğru öngörülerinin yanlış olduğunu görüyoruz.

Bunun dışında Einstein'ın kadınlarla olan ilişkileri de gözden kaçmıyor. Evlilik ve ilişkilere bakış tarzı toplumun bakış açısından farklı. Genius dizisinde benim en çok gözüme çarpan ise ezberci eğitim sistemi. 

Genius dizisinin soundtrack'ı Hans Zimmer imzalı. Yönetmeni ise Akıl Oyunları filminin yönetmeni Ron Howard.


Genius dizisinden bir alıntıyla yazımı sonlandırıyorum. ''Gençliği yozlaştırmanın en mutlak yolu farklı düşünene değil, benzer düşünenlere itibar göstermekten geçer.''


Ah'lar Ağacı & Grapon Kağıtları

Didem Madak yeni tanıştığım bir şair. Aslında sürekli karşıma çıkan ama okumayı erteleyip durduğum biri.  Şiir kitapları hakkında uzun uzun yorum yapmayı sevmiyorum.


Kısaca anlatmam gerekirse Didem Madak'ın kelime oyunlarını sevdim. Kimi zaman daldan dala atlayan, muhabbet kuşları içeren şiirlerini sevdim. Grapon Kağıtları'nı Ah'lar Ağacı'na göre daha çok sevdim sanki. Kitaplardan beğendiğim kısımları burada saklamak istiyorum.

Grapon Kağıtları:

Şimdi mutluyum 
Geçmişini mi yok ettin kızım diye soran 
Bir babadan kurtuluşumu kutluyorum 
Babama söyle, o gelmesin maviş anne
~~~~~~~~
İnanın kendimin
"Yokluğunda çok kitap okudum"
~~~~~~~~
Ne tezatlı bir şey, ne tuhaf 
Ne tuhaf acıyla hiç konuşamamak.
~~~~~~~~
Sokakta kuş ölüsü bulmuş çocuk gibi ağladım.
~~~~~~~~
Protez bacaklar taktılar ruhuma ince ve beyaz 
Gıcırdaya gıcırdaya dolaştım şehri. 
Protez bacaklarıma bile ıslık çaldılar
~~~~~~~~
Annem öldüğünde ay dede içimde 
Yüzlük bir ampul gibi parçalandı.

Ah'lar Ağacı

Kaybolmak istemiştim bir zamanlar 
Kapının arkasında yokum demiştim 
Ve divanın altında da. 
Bulamazsınız ki artık beni, 
hayatın ortasında.
~~~~~~~~
Güzin Ablası kitaplar olan bir kızdım.
İçim sıkılmasa o kadar,
Tek bir satır bile okumazdım
~~~~~~~~
Vasiyetimdir:
En güçlülerinden seçilsin
Beni taşıyacak olanlar. 
Ahtım olsun, 
Yükleri ağırlaşsın diye iyice, 
Tabutumun içinde tepineceğim.
~~~~~~~~
Ya siz, 
Nasıl bilirdiniz çocukluğunuzu ey cemaat?
Nasıldı 
Öldürdüğünüz birinin cenaze namazını kılmak?
~~~~~~~~
Bak, ömrüm eriyor işte 
Çocukluk fotoğrafımdaki kardanadam gibi yanı başımda
~~~~~~~~
Muhabbet kuşumuz öldü 
Arkasında uçuşan tüyleriyle mavi bir sonbahar bırakarak 
Biliyorsun ölüm, mavi boş bir kafestir kimi zaman
Acıyı hangi dile tercüme etsek şimdi yalan olur Pollyanna
~~~~~~~~
Tam on gün oldu, 
Gamzelerinden su içmiyor kuşlar.
Kardeşim, biriciğim 
Hadi çık o karanlık odadan.
~~~~~~~~
Camdan pabuçlarım kırık 
Prens de bulamaz beni artık.
Hayata söyleyin bundan sonra gitsin 
Anlamını masallarda arasın

28 Nisan 2017 Cuma

Satranç - Stefan Zweig | Kitap Yorumu

Tesadüfen eline geçen bir kitapla satrancı öğrenen, satranca tutku ile bağlanan ve bu tutkusu yüzünden beyin hummasına yakalanan Dr. B.'nin hikayesini anlatıyor Satranç. Kitapta iki kişinin mücadelesini görüyoruz. Bir tarafta satrançtan başka bir şey bilmeyen Czentovic, diğer tarafta satrançla tesadüf sonucu karşılaşana kadar satranç hakkında hiçbir şey bilmeyen Dr. B.


Tabii ki kitapta Zweig tarzı psikolojik tahliller var. Diğer kitaplarından farklı olarak bu kitap direkt psikolojik bir durum hakkında. Satranç'ı büyük bir heyecanla okudum. Bunda satranç oynamayı sevmemin ve psikolojik durumlardan etkilenmemin etkisi büyük. Bazı kitapları benimseyip bağrımıza basarız ya, bu kitap da benim için öyle. Zweig kitapları içerisinde en sevdiğim. 

Kısa ama dolu dolu bir hikaye okumak isteyenlere tavsiye ederim. Ayrıca kitabın verdiği heyecanla kolay okunabilir olduğunu düşünüyorum. Uzun süre bir kitaba bağlı kalamayan bir kaç kişiye tavsiye ettiğimde memnun kaldıklarını gördüm.


Alıntılar:

"Ruhsal bir hastalık geçiren herkes hep tehlike altındadır. "
''Satrancın çekiciliği tek bir şeyden kaynaklanır; stratejinin farklı beyinlerde farklı biçimlerde gelişmesinden.''
"Yeryüzünde beni sorgulamayan, bana işkence yapmayan bir insan var mıydı gerçekten?" 
"Ama en kötüsü sorgulama değildi. En kötüsü, sorgulamadan sonra hiçliğime geri dönmekti; aynı masanın, aynı yatağın, aynı leğenin, aynı duvar kağıdının olduğu aynı odaya." 
'' Muhtemelen kitabı hemen elime alıp okuduğumu düşüneceksiniz. Kesinlikle hayır! Önce bir kitabım olmasının sevincini yaşamak istiyordum.''
''Bize hiçbir şey yapmadılar. Bizi tamamen hakim olan bir hiçliğe bıraktılar, çünkü bilindiği gibi yeryüzünde hiçbir şey bir insana hiçlik kadar baskı yapamaz.''
 Puanım:

24 Nisan 2017 Pazartesi

Ortaya Konuşuyorum

İllustratör-Thomke Meyer

Bu yazıda bir kitaptan, filmden ya da entelektüel bir hobiden bahsetmeyeceğim. Tamamen iç sıkıntısı. Blogum kişisel blog çizgisinde değil belki, ama bu blogun ardında bir android yok. Yani evet bazen android veya bir robot gibi hissiz davranabiliyorum. Veya duygularımı saklamak konusunda o levelda bir başarım var. Her ayın belli dönemlerinde zaten duygusallaşıyorum. Bu kadarcık duygusallaşmak bile bana ağır geliyor gerçi. Bilimsel bir eğitimden geçmek belki beni bu hale getirdi. Belki de duygusal olmanın acı veren bir şey olduğuna karar verdim. Ya da bir kadının duygusal olma zorunluluğundan bıkmışımdır belki. Ne kadar belirsiz konuşuyorsun diyorlar. Çevremdekiler hep böyle söylüyorlar. Tam olarak anlayamıyoruz, ne diyorsun diyorlar. Ben kitapları puanlamaktan nefret ederdim. Hala da tam alışamadım. Neden puanlamaya başladım ki? Sanırım şeydi evet, sürekli şöyle diyorlardı. Kitabı sevip sevmediğini anlamadık? Eh ne önemi var ki sanki. Herkes kendi deneyimini yaşar. Herkesin okuduklarından anladığı şeyler bile kendi düşünce, bilgi, birikim ve duygularına göre değişir. Her neyse insanlar pratik olmayı seviyorlar. Upuzun bir yazıyı okumak yerine tak puana bakıyorlar. Bu blog açılış amacından biraz saptı. Ben aslında her şey hakkında konuşmak istiyordum. Kitap blogu oldum resmen. Üstteki türleri falan kaldırırım belki, kategorileri. Belki de kaldırmam. Çünkü belli bir alanım var ve onun dışına çıktığımda rahatsızlık hissediyorum. Geçen birinin bloguna denk geldim. Ölmüş birinin. Oturdum, düşündüm. Hiç tanımadığım biri için üzüldüm. Öleceğimizi bile bile çabalamak hala bana tuhaf geliyor. 


George Dandin veya Bir Koca Nasıl Rezil Edilir?

Kitap karısı tarafından aldatılan George Dandin'in bu durumu ispatlama çabasını anlatıyor. George Dandin karısının kendisini aldattığını fark etmiş, bu durumu karısıyla paylaşmış fakat karısı gencim güzelim herkesi üzerim diyerek aşığıyla ilişkisine devam etmiştir. George Dandin'in tek çaresi karısının kendini aldattığını kayınpederi ve kayınvalidesine ispatlamaktır. Çünkü karısı anne ve babasının gözüne girmeye çok önem vermektedir.


Kitap bir yandan kadın-erkek ve aile ilişkilerine değiniyor, bir yandan sosyal statü farklılıklarını göz önüne seriyor. George Dandin ve karısı farklı sosyal sınıflardan. Kayınvalide ve kayınpederi dahil kimse sosyal statü nedeniyle George Dandin'i pek umursamıyor.

Kitap komikti. Moliere'ın kendine özgü eğlenceli ve trajikomik anlatımı beni kitaba bağladı. Tiyatro okumaya bir yerden başlamak isteyenler Moliere'ın kitaplarına yönelebilir.

Puanım:

23 Nisan 2017 Pazar

Cimri - Molière | Kitap Yorumu

Cimri zengin fakat cimri bir adamın hikayesini anlatıyor. Hikayesini anlatıyor dediğime bakmayın. Cimri bir tiyatro oyunu. Moliere'nin Hastalık Hastası ve Kibarlık Budalası ile birlikte en popüler oyunlarından biri. Babamız zengindir fakat cimriliği yüzünden etrafındakilere kan kusturmaktadır. Hiçbir şey olmazken bile altınlarının çalınacağını düşünmektedir. Bu tavırlarıyla kızı ve oğluna hayatın zehir etmekte, varlık içinde yokluk yaşatmaktadır.


Cimri çok eğlenceli bir kitaptı. Okurken çokça güldüm. Eminim oyununu izlemek de büyük bir keyiftir. Tiyatro metni okumaktan çekinenler, klasik okumaktan korkanlar, Shakespeare okumaktan çekinenler siz en iyisi Cimri ile başlayın. 

Puanım:

22 Nisan 2017 Cumartesi

Boris Godunov | Kitap Yorumu

Kitap Rus çarı olarak hüküm süren Boris Godunov'un çarlığa gelişi ve sonrasını anlatmaktadır. Boris Godunov, veliaht Dimitri’nin ölümüyle tahta geçer. Halk, Dimitri'nin ölümünün arkasında Boris'in olduğunu düşünmektedir. İktidarın gücünü kullanmaktan geri kalmayan Godunov istediği gibi borusunu öttürmektedir. Bir papaz, Dimitri olduğunu iddia ederek halkı kışkırtır.


Okurken sürekli şunu düşündüm. Halk yönetilmeye kadar meraklı ki, sürekli bir liderin peşinde koşma çabasında. Kitleleri galeyana getirmek de çok kolay. Fazla söze gerek yok, klasiklerden biri.


Alıntılar:
''Bilim, hızla gelip geçen
 Hayatın tecrübelerini
 Kısa zamanda kazanmamıza yarar.''
Puanım:

Meczup - Halil Cibran | Kitap Yorumu

'' Halil Cibran, gençlik döneminin ürünü ve sonraki yapıtlarının habercisi olan Meczup'ta, toplum önünde büründüğü maskelerden kurtulup gerçek benliğini kucaklamayı başaran insanoğlunu anlatır. Kendini her türlü yüzeysellikten arındırıp hakikatin peşine düşen, bu arayışın sonunda varış noktası yalnızlık ve özgürlük olan kişi, toplumun gözünde meczuptur. '' Kitapta kastedilen meczup tanımı bu. Kendine içine dönen, özgürlüğü ve huzuru meczuplukta bulan biri. Meczup insani değerler üzerine eleştirel bir kitap. Halil Cibran'ın kendine özgü felsefi, eleştirel tutumunu yansıtıyor.


Meczup'un içinde kısa kısa hikayeler var. Ermiş kitabından farklı olarak bir nasihat verme amacı yok. Hikayelerin tümü derin, anlamlı hikayeler. İçinden kendinize göre bir şeyler çıkarabilirsiniz. Bazı hikayelerde küçük hicivler de sezdim. 

Bu kitapla Halil Cibran'ı sevdim. Diğer kitaplarını da okumayı düşünüyorum. 

Alıntılar:

''Kutsa, maskelerimi çalan hırsızları kutsa! ''

Bilge Köpek isimli hikayeyi sizlerle paylaşmak istiyorum. aymavisi adlı siteden alıntıdır.

Puanım:

Ermiş - Halil Cibran | Kitap Yorumu

Orphalese kentinden ayrılacak olan Ermiş kendisine sorulan sorular üzerine halka belli konularda anlatımlar yapıyor. Konular çok çeşitli. Özgürlük, aşk, dostluk, ölüm ve aklınıza gelecek bir çok şey daha. Kitabın içinde hayata dair dersler var. Bana deseler ki bir kitap söyle hayat hakkında bir şeyler öğreneyim. Ermiş'i söylerim.


Kitap; din, felsefe, iyilik, güzellik gibi motifler etrafında dönüyor. Kısa ama içeriği dolu dolu bir kitap. Ben nasihat dilini pek sevmiyorum. Genel olarak nasihat veren kitaplarla ilgili bir sorunum var. Böyle bir sorununuz yoksa eğer favori kitabınız olacaktır Ermiş.

Alıntılar:

Dans ederseniz kimsenin prangalarına takılmadan, çekinmeniz gereken bir yasa olabilir mi ? Giysinizi yırtıp atar ama kimsenin yolu üzerine bırakmazsanız kim yargılayabilir sizi ?

Çünkü gerçekten iyi olanlar çıplak olana ''Giysin nerede?'', evsiz olana ''Evine ne oldu?'' diye sormaz.

İçinizde en zayıf ve şaşkın görünen, en güçlü ve en kararlı olandır.

Çünkü tek başına hükmeden akıl, kısıtlayıcı bir güçtür; başıboş bırakılmış tutku ise, kendisini yok edene kadar yanan alevdir.

Evet, aranızda en özgür olanların tapınağın korusunda ve kalenin gölgesinde özgürlüklerini birer boyunduruk ve kelepçe gibi taşıdığını gördüm. Yüreğim kanadı; çünkü özgürlük peşinde koşma arzusu bile sizin için bir dizgin halini aldığında ve özgürlükten bir amaç, gerçekleşmiş bir şey olarak söz etmeyi bıraktığınızda özgür olabilirsiniz ancak.

Konuştuklarınızın çoğunda, düşünce yarı yarıya katledilir. Çünkü enginlerin kuşudur düşünce, kelimelerin kafesinde kanatlarını açsa da uçamaz.
Puanım:

18 Nisan 2017 Salı

Atuan Mezarları - Yerdeniz 2 | Kitap Yorumu

"Atuan Mezarları'nın konusu tek kelimeyle söylemek gerekirse cinselliktir. Kitapta bir sürü simge var, tabii ki yazarken bunları bilinçli bir şekilde çözümlemedim; bu simgelerin hepsi cinsel simgeler olarak okunabilir. Daha açık söylemek gerekirse kitabı bir kadının büyümesi olarak okuyabilirsiniz. Temalar, doğum, yeniden doğum, yıkım ve özgürlük." diyor Ursula. Fakat kitabın içeriğine baktığınızda hiçbir cinsellik yok. Çok dikkatli okuduğunuzda fark edebileceğiniz bazı simgeler var. Daha çok bir kızın kendi seçimlerini yaparak, kendi yolculuğuna çıkması diyebiliriz.


Atuan Mezarları Yerdeniz Serisi'nin 2.kitabı. Tenar (Arha) rahibenin öldüğü gün doğan bir kızdır. Geleneğe göre rahibe öldüğü gün doğan kız yeni rahibe olacaktır. Çünkü rahibenin reenkarne olduğuna inanılır. Tenar, herkesin kendisine gösterdiği saygı ve itibar nedeniyle kendini beğenmiş biri olmuştur. Atuan Mezarları'nda karşılaştığı bir büyücü hayatını değiştirecektir.

Öncelikle Atuan Mezarları ilk kitaba göre yavaş ilerliyor. Bende sanki durgun bir denizin kıyısında oturmuş öylece düşünüyormuşum gibi bir his uyandırdı. Nasıl desem bazı kitapların durgun olması insana bir rahatlık verir, heyecanlanman, hızlı okuman ya da kovalaman gereken bir şeyler yoktur. Yavaşça okursun fakat bu yavaşlık seni kitaptan da koparmaz ya, işte öyle. Atuan Mezarları bir büyüme hikayesi. Bu büyüme daha çok Arha'nın kendi sınırları dışına çıkarak, ona doğru olarak gösterilen değerleri reddederek, değişimle gerçekleştirdiği bir büyüme. 

Büyücü ve Arha'nın arasındaki ilişkiyi sevdim. Ne olduğu belirsiz, tuhaf bir ilişkiydi aslında.Kitabın çoğu labirentlerde, karanlık yerlerde geçiyor. Klostrofobisi olanlara bir uyarı olsun diyorum. Hayal gücünüz çok genişse rahatsızlanabilirsiniz. 

Kitaptaki simgeler
İçimdeki Robert Langdon'ı dışarı çıkardım ve anladığım kadarıyla kitaptaki simgelerden bahsedeceğim. Öncelikle alt mezarın  rahim olduğunu düşünüyorum. Alt mezar gizli bir yerdi ve sadece başrahibe girebiliyordu. Ayrıca Arha büyücüyü de buraya sakladı. Labirent de beyne benziyor. 

Bu kısım spoiler içerebilir.
Kitabın benden bir tık eksik puan almasına neden olan şey Arha gibi bir kızın bir erkeğin dediği her şeye inanması ve yaşadığı değişimin o erkek sayesinde olmasıydı. Yani özgür olmak için bir erkeğe ihtiyacı olması hoşuma gitmedi. Bir kadının kendini tamamlaması için bir erkeğe ihtiyaç duyması gerektiği fikri ters düz edilseydi benim hoşuma giderdi. Bir de Manan'ın bu sonu haketmediğini düşünüyorum. Öyle iyi niyetli biri bu sonu haketmiyordu.

Alıntılar:
''Adam da deniz gibi kızın çok uzağındaydı.''

''Rahibe olmamayı ister miydin?'' ''İster miydim! Elbette! Bir domuz çobanıyla evlenip domuz çukurunda oturmayı tercih ederdim.''

''Şükürler olsun ki Kossil'e benzemiyorsun! Ama sen çok güçlüsün. Keşke ben de güçlü olsaydım. Ben sadece yemek yemesini seviyorum...''

''Öğrenmeye başladığı şey aslında özgürlüğün yüküydü. Özgürlük ağır bir yüktür, ruhun yüklenmesi gereken büyük ve garip bir sorumluluk. Kolay değildir. Verilen bir armağan değil, yapılan bir seçimdir; bu seçim de zor bir seçim olabilir. Yol, yukarıya ışığa doğru çıkar; ama yüklü yolcu oraya hiçbir zaman varamayabilir.''

''Affedin beni. Ey Efendilerim, ey isimsiz varlıklar, en eskiler, affedin beni, affedin beni ! '' diye bağırdı.Hiçbir cevap gelmedi. Hiçbir zaman cevap gelmemişti zaten.

''Kız adamı seyretti; onu ateşin ışığında, dağın alacakaranlığında seyrederken kalbinde hissettiklerini kimselere söyleyemezdi.''

''Bana görülmeye değer bir şey göstermemi söylemiştin. Ben de sana, seni gösterdim.''

''Adam hiçbir şey söylemedi; yüzü sakindi fakat özlerinde Arha'yı duygulandıran bir şey vardı: Bir keder, ihanete uğramış birinin bakışı.''
''Ve sonra, eğer bana ihtiyacın olursa, beni çağır. Gelirim. Beni çağırırsan, mezarımdan bile çıkar gelirim Tenar ! Ama seninle kalamam.'' 

Puanım:

17 Nisan 2017 Pazartesi

Yerdeniz Büyücüsü - Yerdeniz 1 | Kitap Yorumu

''Sanırım Yerdeniz Büyücüsü´nün en çocuksu yanı, konusu: Büyümek. Büyümek, benim yıllarımı alan bir süreç oldu; bu süreci otuz bir yaşımda tamamladım ne kadar tamamlanabilirse; o yüzden de çok önemsiyorum. Çoğu genç de önemser. Ne de olsa esas işleri budur: Büyümek.'' diyor Ursula Yerdeniz Büyücüsü hakkında. Gerçekten de kitapta Ged'in çocukluğundan itibaren büyüme macerasına tanık oluyoruz.


Ged'in Karg'lara karşı koymak için yaptığı büyü köyün hayatını kurtarır. Zaman içerisinde Ged çevrede ünlenir. Usta Ogion eğitmek üzere Ged'i Onakçaağaç'a götürür. Kendi gücünün farkına varan Ged Ogion'dan sıkılır ve büyücülük okuluna gider. Yapmaması gereken bir büyü yapan Ged, kontrol edilemez bir varlığı peşine takar. Ve kitap boyunca bu varlıkla olan mücadelesi ve pişmanlıkları gözönüne seriliyor.

Ben bu kitabı Ged'in kendini keşfetmesi, yaptığı hatanın sorumluluğunu üstlenmesi ve büyümesi olarak görüyorum. Yerdeniz  Serisi; Yüzüklerin Efendisi, Harry Potter Serisi, Kral Katili Güncesi'ne benzer bir seri. Benzerliklere gelirsem büyücülük okulu, kişiyi ismiyle çağırmamak gibi benzerlikler var. Shannara Serisi de Yüzüklerin Efendisi'ne benziyor zaten. Ona bakarsak fantastik seri okumamamız lazım. Fakat Yerdeniz'in birçoğundan önce yazılmış olduğunu biliyorum. Yerdeniz Büyücüsü heyecanlı bir kitap, durgun değil. Ben bu kitabı okumak için biraz geç kalmışım. Daha önce tanışmış olmak isterdim. Bu kitabı okumak için bu yaşımı neden bekledim. Eminim daha küçükken daha büyük bir heyecanla, daha çocuksu duygularla okuyabilirdim. 

Alıntılar:

''Bütün hayatımızı, aslında yapmaktan başka çaremiz olmayan şeyleri rızamızla seçmeyi öğrenmekle geçiriyoruz.''

''Tehlikenin gücü, gölgenin ışığı kuşattığı gibi kuşatacağını hiç düşünmedin mi?''

Puanım:

Liste: İthaki Bilimkurgu Klasikleri

İthaki bilimkurgu klasikleri'nin tam listesini merak ediyordum. Doğru dürüst bulamayınca böyle bir liste oluşturdum. Başta kendim olmak üzere meraklılarına yararlı olacağını umuyorum :-)
Soldan sağa kitapların çıkış sırasına göre sıralanmıştır. 17/04/2017 itibariyle günceldir. Yeni kitap çıktıkça güncellenecektir.

İthaki Bilimkurgu Klasikleri

16 Nisan 2017 Pazar

Olağanüstü Bir Gece - Stefan Zweig

Olağanüstü Bir Gece seçkin bir burjuva olan kahramanımızın kendini ve mutluluğu arayış öyküsünü anlatıyor. Hayatı boyunca gerçekten yaşadığını hissettiği anlar bir geceye sığıyor.  At yarışlarında geçirdiği sıradan bir günde bir suç işliyor. Aynı günün gecesinde karşılaştığı insanlar ona hissetmenin kapısını aralıyor.

Kahramanımız Albert Camus'un Yabancı'sındaki Meursault'u andırıyor. Hayata karşı Poker face dediğimiz insanlar vardır ya işte bizim kahraman da öyle :-) İstese de heyecanlanmayan, haz duymayan biri. O gün ve gecede yaşadıklarından sonra kahramanımız bir dönüşüme uğruyor. Artık küçük şeylerden zevk ve mutluluk duymayı bilen, insanlarla sohbet eden, dertlerine ortak olan birine dönüşüyor. Kitapta yine Zweig tarzı psikolojik tahliller var. Ben bu kitabı yüzeysel olarak değil de kahramanın kendini arayışı olarak değerlendirdim. Burjuvaların hikayesini okumayı çok sevmesem de bu kitap diğerlerinden kendini arayış açısından farklıydı. 

Alıntılar:
'' Öyle hissediyordum ki, bende onlara korkunç yabancı gelen bir şeyler vardı, bu yüzden hiçbir şekilde aralarına karışamıyor, beni saran bu yoğun kitleden kopuk bir şekilde suyun üzerindeki bir yağ damlası gibi tek başıma yüzüyordum. ''
''Fakat başkalarının gençlik dedikleri şey benden çoktan geçip gitmişti zaten."
'' Eğer nasıl biri olduğumu bilseydiniz, şu anda beni selamlarken yüzünüzde gördüğüm o tatlı, dostane gülümse kim bilir nasıl donup kalırdı dudaklarınızın kıyısında!"
 ''İnsanları sevindirmenin bu kadar iyi ve kolay olduğunu niçin daha önce hiç anlamamıştım!''
Puanım: 

13 Nisan 2017 Perşembe

Van Gogh - Betül Kadıoğlu & YKY

Van Gogh'un hayatını resimlerle anlatan bir kitap. Yani resimler odak noktamızda fakat resimlerin yanlarında kısa kısa cümlelerle Van Gogh'un hayatı anlatılıyor. Daha çok yağlı boya çalışmalarına yer verilmiş. Theo'ya Mektuplar'da gördüğüm kadarıyla Gogh'un çok güzel karakalem çalışmaları da var. Theo'ya Mektuplar bu kitaba göre biraz yoğun diyebilirim. 
Özellikle kitabın resimlerden oluşması Gogh'un resimlerini merak edenler için bu kitabı bulunmaz nimet haline getiriyor. Gogh'un düşüncelerinden, sözlerinden, genel olarak hayatından bahseden bir kitap. Gogh'u tanımak isteyen, fakat çok yoğun bir kitap okumak istemeyenlere tavsiye ederim.  

Kitabın içindeki özellikle beğendiğim Van Gogh eserlerini de unutmamak için paylaşmak istiyorum.
Rhone Üzerinde Yıldızlı Gece
Yıldızlı Gece
Place du Forum - Arles'da Gece Kahvesi
Armand Roulin'in Portresi
Vazoda On İki Ayçiçeği
Serviler ve İki Kadın
Otoportre (açık mavili ceket ve arka plan da açık mavi)
Saint Paul de Mousole'deki Kilise
Yol İşçileri
Çiçek Açan Badem Ağacı
Üzgün Yaşlı Adam
Çiçek Açmış Kestane Ağacı
Yıldızların Altında Servili Yol
Asnieres Köprüsü

Alıntılar:

'' Lambanın ışığında patates yiyen insanların o patatesleri kendi elleriyle topraktan çıkarıp tabaklarına koyduklarını göstermeye çalıştım. Bu yüzden el emeğini, ekmeklerini nasıl dürüstçe kazandıklarını anlatıyor. ''

'' Van Gogh yazarak ve resim yaparak iyileşmeye, unutmaya çalıştı.''

'' Toplumun kabul ettiği davranış biçimlerinden sapmanın dışlanmayla cezalandırıldığını daha önce defalarca yaşayıp öğrenmişti. ''

''La tristesse durera toujours [ Bu acı hiç dinmeyecek ].''

'' İnsanların da buğdaylarla aynı olduğuna çok inanıyorum. Eğer filizlenmek için toprağa ekilmiyorsan, ne önemi var ? -Sonunda değirmen taşlarının arasında öğütülüyorsun ki ekmek olasın . Mutluluk ve mutsuzluk arasındaki fark işte ! İkisi de gerekli ve faydalı, ölüm ve kayboluş gibi... her şey göreceli- hayat da öyle. ''

Puanım:

12 Nisan 2017 Çarşamba

Robinson Crusoe | Kitap Yorumu

Gezme ve dünyayı görme aşkıyla yanıp tutuşan Robinson Crusoe, gemisinin başına gelenler sonucunda ıssız bir adaya düşüyor. Kitap boyunca Robinson'un yaşam mücadelesini okuyoruz. Issız bir adada başına gelenler, hayatta kalma çabası, düşünceleri...


Tek başına kalan bu adamın beyni hiç durmuyor. Felaket senaryoları yazıyor kafasında, çünkü her an başıma her şey gelebilir diye düşünüyor. Robinson başına gelenleri dine bağlıyor. Yani Tanrı'ya olan tavrı yüzünden bu hallere düştüğüne inanıyor. Bu yüzden Tanrı'ya karşı tavrından pişmanlık duyuyor. 

Kitap yavaş ilerliyor. Ama rahatsız edici bir yavaşlıkta değil. Kitabı Robinson'la o adada kalmışım gibi, onun yaşadığı her şeyi hissederek okudum. Kitapta beni zorlayan kölelik, zevk için hayvan öldürme, ırkçılık, sömürgecilik gibi rahatsız olduğum kısımlar da vardı. Fakat bulunduğum yüzyıldaki dünya görüşümle, o zamanlarda yazılmış bu eseri yargılama niyetinde değilim. Yine de okunmaya değer bir kitap. Özellikle survivor tarzı hayatta kalma oyunlarını, mücadelelerini sevenler bu kitabı da sevebilir.

Alıntılar:

''Nitekim zıddıyla gözümüze sokulmadan içinde bulunduğumuz gerçek durumu asla göremiyor, hep fazlasını istemekten sahip olduğumuzun değerini bilmeyi beceremiyoruz !''

''Azıcık derinlemesine düşündüğümde, olayların doğası ve onlardan çıkardığım deneyimler, tek sözcükle bana bu dünyadaki bütün iyi şeylerin ihtiyaçlarımız dışında bir işe yaramadığını ve başkalarına vermek için ne kadar istiflersek istifleyelim, yalnızca kullanabildiğimiz kadarının keyfini sürebildiğimizi gösteriyordu, daha fazlasının değil.''

Puanım:

9 Nisan 2017 Pazar

Mart (2017)'ın Ardından

Bu ay içinde okuduğum kitaplardan bahsedeceğim.

Hadi başlıyoruz.

1) Kusursuzlar:
Seveni olduğu kadar sevmeyeninin de çok olduğu bir kitap. Şurada uzunca anlattım. Ben beğenen taraftayım.









2) Küçük Şeyler: Hepimiz Üstün Dökmen'i televizyon programından tanıyoruz. Tabii psikoloji okuyanlar hariç. Küçük Şeyler programını severek izleyen biri olarak bu kitaba rast gelince hemen okumaya başladım. Bana biraz ticari kaygı amacı varmış gibi geldi. Çünkü çokça devamı var. Yine kendimi iyi hissetmediğim bir dönemde okuyabileceğim bir kitap.

3) Küçük Şeyler #2 : Üstteki yorumun aynısı geçerli.




4) Otomatik Portakal: Bu kitabı okuduğum sıralarda internete pek girmiyordum. O yüzden yorumunu yazamadım. Üstünden zaman geçince de kitapla ilgili düşüncelerim dağıldı. Ağır bir distopya, ortam bayağı ürkütücü. Herkesin okuyacağı tarzda değil bence. Bazı kısımlarda çok rahatsız oldum. İyiliği ve kötülüğü sorgulaması hoşuma gitti. Yazar tamamen kendine ait bir argo oluşturmuş. Bayağı yaratıcıydı.





5)Genç Bir Doktorun Anıları: Modern klasikler serisinden. Merak ettiğim bir kitaptı. Zamanında dizisini izlemeye çalışmıştım, devamını getiremeyip sıkılmıştım. Kitap öyle değil. Bayağı akıcıydı. Teori ile uygulama arasındaki uçurum iyi bir şekilde işlenmiş. Köylülerin batıl inançlarını, bilinçsizliklerini, doktora güvenmeyişlerini bazen şaşırarak bazen gülümseyerek okudum. Yalnız doktorun tavrı hoşuma gitmedi. Etrafındakileri, köylüleri hep bir aşağılama derdindeydi. Yine de ilgiyle okuduğum, başarılı bir kitaptı.





6)Yaban Kızlar: Kitapta öykü, deneme, röportaj ne ararsanız var :-) Öykü iyiydi gerçekten. Size şöyle söyleyeyim. Ursula'nın kült kitaplarını okumadıysanız buna geçmeyin, listede öne çekilecek bir kitap değil. Kısa bir kitap, ben bu yüzden tercih etmiştim. Kötü demiyorum, ama Ursula'nın bundan daha iyi bir çok kitabı var.






7)Alexander Graham Bell: Bağlantı Kurmak / Şurada yorumunu yapmıştım.










8)Paper Girls (Çizgi Roman): Umarım Türkçe'ye çevirirler. Çok sevdim, bozmadan bu şekilde devam etmesini umuyorum. Genel olarak çizgi roman hakkında şurada konuşmuştum.








9)Theo'ya Mektuplar: Sevdiğim bir kitaptı. Okumam biraz uzun sürdü. Ama değer. Geniş yorumu şurada.







10) Wonder Woman 2016 (Çizgi Roman): Geçen seferki yazımda bu seri kötü gidiyor diye bir yorum yapmıştım. Tempo yine yükseldi. Bu ara çok iyi gidiyor, umarım bozmaz. Bu çizgi roman hakkında ayrıca bir yazı hazırlayacağım.





11) Korku: Yorumu tam şurada.









12) Androidler Elektrikli Koyun Düşler Mi: Rick isimli kahramanımız android avcısıdır. Kitap boyunca insanlara oldukça benzeyen üst model androidleri avlama çabasını okuyoruz. Android ve insanları birbirinden ayıran bir özellik olan empati, kitapta vurgulanan bir nokta. Ayrıca Philip Dick bize gerçeklik olarak gösterdiği şeyleri bir anda tepe taklak ederek kafamızı allak bullak ediyor. Bir noktadan sonra hangisinin gerçek, hangisinin yanılsama olduğunu çözmeye çabalıyoruz. Geniş yorumum için tıktık.

Sayı olarak öylesine sıraladım. Sayıları boş verelim. Siz geçen ay neler okudunuz ? Benimle paylaşın :-)

8 Nisan 2017 Cumartesi

Son Zamanlarda İzlediklerim

Merhaba, bu aralar çok aktif değilim. Yani bana göre :-) Bir film izleme sevdasına tutuldum. Oscar adayları, yeni filmler... Hiçbirini izlemediğimi fark ettim. Film tavsiyelerine falan göz attım. Liste tarzı bi' şey oluştu kafamda. Onları bu yıl izlemek istiyorum. Neyse bu yazıda yakın zamanlarda izlediğim film ve dizilerden bahsedeceğim. Başlıyorum. 

Black Books: Bir İngiliz Komedi dizisi. 2000'li yıllarda yayınlanmış olsa da bana 90'lar hissi verdi. Konusu şöyle: Bernard, Black Books adında bir kitapçı dükkanı işletiyor. Ama kendisi kitaplardan nefret ediyor. Genelde dükkana gelenleri kovuyor, tüm gün sarhoş bir şekilde hayatını sürdürüyor. Bernard karakterini çok sevdim. Çünkü sinirli hali bile beni güldürüyor. Umursamaz bir sinirlenişi var :-D İngiliz komedisi diye aman gözümüz korkmasın. Gülmekten öldürmese de ben karakterleri çok sevdim. Zaten temel karakterler üç kişi. Imdb puanı 8.6


Assassin's Creed: Bu filmle ilgili düşüncelerim taraflı olabilir. Ama olmaması için çabaladım. Assassin's Creed benim çok sevdiğim bir oyun serisi. Bir ara rüyamda Ezio'nun senkronize oluşunu falan görüyordum. Film olarak nasıl olmuş? Mükemmel değil. Konusu zaten bilindik anlatmayacağım. Eksikler vardı ama ben izlerken mutlu oldum. Ama asıl film, devam filmi olacaktır. Bu başlangıç olduğu için durağandı. Bu arada dizisi de çıkacakmış, bilmeyenlere müjde olsun.



Before Sunrise: Bir sitede bu filmin devam filmi olan Before Sunset'la ilgili bir yazı okumuştum. Bu sayede tanışmış oldum. Konusu şöyle: ''Fransız yüksek lisans öğrencisi Celine (Julie Delpy) ile Amerikan Jesse (Ethan Hawke), trende bir çiftin kavgası ile tesadüfen tanışırlar. Jesse, Celine'e, ertesi gün uçağa bineceğini ancak parası olmadığından sabaha kadar Viyana caddelerinde dolaşacağını söyler ve Celine'in kendisine eşlik etmesini ister. Viyana'da trenden inerler ve 14 saat boyunca hayatlarını derinden etkileyecek bir beraberliğe adım atarlar. Sabaha kadar süren eğlenceli ve romantik dakikaların yanı sıra, yaşlarının getirdiği zorluklardan, yaşadıkları sorunlara kadar birçok konuda duygu ve düşüncelerini paylaşırlar.'' Film bir-iki günlük bir süreyi kapsıyor. Genel olarak sevdiğim bir film oldu, izlerken iyi vakit geçirdim. ''Dünyada kayıp, bilinmeyen kişiler fikrini hep sevmişimdir. Ben küçükken, ailen veya arkadaşlarından öldüğünü bilen yoksa gerçekten ölmüş gibi olmadığını düşünürdüm. İnsanlar senin için en iyisini veya en kötüsünü düşünebilir.''

I Origins: Bir moleküler biyoloğun gözler üzerine çalışmasını anlatan bir film. Diyemeyeceğim çünkü öyle değil. Bu filmin asıl konusunu anlamış değilim. Bilimi reenkarnasyon ile nasıl bağdaştırırlar, aklım almadı. Bu astroloji bilimseldir demekle eşdeğer. Sırf meraktan, filmin sonu için izledim. Filmde metaforlar da vardı, bazılarını fark ettim. Ama film kritikçisi olmadığım için o kısımlarla ilgilenmeyeceğim. Sonuç olarak beğenmediğim bir filmdi.

La La Land: Bilmeyen ya da izlemeyen kalmamıştır bence. Son kişi bendim çünkü :-D Bundan önce müzikal izlediğimi hatırlamıyorum. Glee dahi izlememiş biriyim. Ama bundan sonra izlerim. Hoşuma gitti, durup durup şarkı söylemeleri, dans etmeleri. Biraz salya sümük ağladım bu filmde. Filmin acıklı oluşundan değil de daha çok kendimle ilgiliydi. Spoiler başlangıcı beyazla yazdım isteyenler yazıyı seçerek okuyabilir. Filmin sonunu sevdim, evet mutlu son değildi. Ama gerçekçiydi. Hayallerine kavuşmasalar bu filmi daha da sevebilirdim. O zaman da normal izleyiciler için sevilecek hiç bir yanı kalmazdı :-D



Bu film ve diziler içinde sizin izledikleriniz var mı? Benimle paylaşın :-)

5 Nisan 2017 Çarşamba

Androidler Elektrikli Koyun Düşler Mi ?

Androidler Elektrikli Koyun Düşler Mi? gerçek ve yanılsamanın sorgulandığı bir bilim kurgu romanı. Üçüncü dünya savaşı sonrasında dünya, radyoaktif serpinti altındadır.  Dünyada sadece tavukkafa olarak adlandırılan IQ testinden düşük puan alanlar, yaşlılar ve Mars'a gitmekte direnenler kalmıştır. Radyoaktivite nedeniyle çoğu hayvan türleri yok olmuştur. Bu nedenle insanların hayvan sahibi olması lüks ve önemli bir durumdur. Parası yetmeyenler elektrikli hayvanlar satın almaktadır.


Rick isimli kahramanımız android avcısıdır. Kitap boyunca insanlara oldukça benzeyen üst model androidleri avlama çabasını okuyoruz. Android ve insanları birbirinden ayıran bir özellik olan empati, kitapta vurgulanan bir nokta. Ayrıca Philip Dick bize gerçeklik olarak gösterdiği şeyleri bir anda tepe taklak ederek kafamızı allak bullak ediyor. Bir noktadan sonra hangisinin gerçek, hangisinin yanılsama olduğunu çözmeye çabalıyoruz.

Mercerism denilen dine benzer bir şey var. İnsanlar empati kutularına bağlanarak herkesle empati kuruyor. Bu, insanlar için çok önemli. Androidler empati kuramıyor. Rick de androidleri empati testi sayesinde emekli edebiliyor (emekli etmek kitapta öldürmek olarak kullanılıyor).

Kitaptaki John Isidore isimli kahramanı çok sevdim. Kendisi IQ testinden düşük almış biri. Kitapta belki de tek sevdiğim kişiydi. Bana göre diğer karakterlerin sevilecek bir yanı yoktu. Kitabın anlatım tarzını ve konusu sevdim. Fakat buram buram Homo sapiens egosu kokuyordu. Çok yakın bir tarihte (2020'ler) geçmesi de benim için eksi bir özellikti. Heyecanlı bir kitaptı. Olaylar hareketli olsa da sıradan bir bilim kurgu gibi değildi. Bazı noktalar üzerinde düşündürmeyi ve sorgulatmayı hedefleyen bir kitaptı. Biraz kıyıda köşede kalmış fakat bilim kurgu hayranlarının okuması gereken bir kitap.

Sahiden Androidler Elektrikli Koyun Düşler Mi ? Bu sorunun cevabını kitabı okuduğunuz zaman bulacaksınız.

Alıntılar:

''Kendi kimliğini çiğnemek zorunda kalmak; zamanı geldiğinde yaşayan her canlı bunu yapmak zorunda.''

''Kendimi kurtaramazken, seni nasıl kurtarabilirim? Yaşlı adam gülümsedi. Bir kurtuluş olmadığını görmüyor musun? ''

''Hepimizin bunu takdir ettiğini bilmenizi istiyorum, Bay Isidore. Siz burada, Dünya'da bulduğumuz tek arkadaşsınız, çok iyisiniz ve umuyorum ki günün birinde bu iyiliğin karşılığını verebiliriz.''

''Nereye gidersen git, yanlış yapmaya devam edeceksin.Yaşamın temel şartı bu.''

''Yani yaşamın, hayatın boşluğunu hissetmek...sadece burada, bu binada değil. Her yerde. Ve hep tepkisiz kalmak...beni anlayabiliyor musun? Sanırım, hayır.''

Puanım:

2 Nisan 2017 Pazar

Kitapseverler İçin Yararlı 5 Site

Kitaplarla ilgili sevdiğim ve bana kolaylık sağlayan sitelerle karşılaştım. Bunları sizlerle de paylaşmak istiyorum. 


5) 1000Kitap: Bilmeyen yoktur sanırım. Yine de paylaşayım. 1000kitap okuma durumunuzu güncelleyebileceğiniz, kitaplardan alıntı ekleyebileceğiniz ve kitapseverleri takip edebileceğiniz bir sosyal paylaşım sitesi. Özellikle alıntı ekleme konusunda en çok tercih ettiğim site. Şuradan 1000kitap profilime ulaşabilirsiniz.

4) Goodreads: Goodreads da 1000kitap gibi sosyal paylaşım sitesi. Fakat 1000kitap'ta karşımıza Tük kullanıcılar çıkıyorken, goodreads'ta dünyanın her yerinden okuyucu ile karşılaşabilirsiniz. Goodreads dünya çapında bilinen ve yabancı kitap bloglarının da kullandığı bir site. Tabii fazla sayıda kitap yorumu ile karşılacağınız bir site. Yorumlarınızı ister Türkçe isterseniz de İngilizce yazabilirsiniz. İsterseniz şuradan goodreads profilime ulaşabilirsiniz.

3) Kitapmetre: Oldukça kullanışlı bir site. İnternetten kitap alışverişi yapıyorsanız önce kitabın adını kitapmetre'ye yazıyorsunuz. Direkt karşınıza hangi sitede, ne kadar fiyata satıldığı çıkıyor. Bu sayede fiyat karşılaştırması yapabilirsiniz.

2) Youreads: Sözlük tarzında bir site. Sol üstteki kategoride kitap, film, müzik gibi seçeneklere tıklayarak bunlar hakkındaki yazıları okuyabilirsiniz. Üye olursanız, kitap önerisi yapabilir, yorum yazabilir ve kategori oluşturabilirsiniz.

1) Issuu: Oldukça kullanışlı bir online kitap, dergi okuma sitesi. Sitenin üst tarafındaki arama kısmına aradığınız kitap veya derginin adını yazarak istediğinizi okuyabilirsiniz.

Bu seferlik bu kadar. Umarım yararlı bir yazı olmuştur. İsterseniz bu yazı dizisine devam edebilirim. Hoşça kalın :-)
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...